Bilimsel Veriler

Neden Tıbbi BOR ?

Bor sağlık alanında bir çok yerde kullanılır. Borun sağlıkla ilişkisi için önemli yayınlar hazırlanmıştır. Bu yayınlar borun sağlıkta vazgeçilmez olduğunu göstermektedir.

Bilimsel çalışmalar borun insan vücudu için ne kadar gerekli olduğunu göstermiştir. Dr.Octa Tıbbi Bor Çözeltisi ile ülkemizde ve Dünya da ilk kez tıbbi saflığa getirilmiş bor, sıvı ve damla formatında kullanıma sunulmuştur. Ürün hazırlanırken Dünya sağlık örgütünün belirlediği günlük dozlar ve bilimsel çalışmalara atıfta bulunulmuştur.

Tıbbi Bor Damla yetişkin erkek ve kadınların günlük bor ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilmiş yeni bir üründür.

Ekte sizin içim önemli bir makale düzenlenmiştir.Makale incelendiğinde borun insan sağlığına etkisini daha iyi anlaşılacaktır.

BOR EKSİKLİĞİNİN  CANLI METOBOLİZMALARINA  ETKİSİ

  Haseeh Khalig,Zhong  Juming,Peng Ke-Mei, Biological Trace  Element Research (2018) 186:31-51

 REDAKSİYON:  Doç.Dr.Mükerrem Şahin,  AYBU Müh ve Doğa Bil. Fak.-Ankara

1.Giriş : Bor ülkemiz için önemli bir madendir.Lakin Dünya bor zezervrlerinin %74 ülkemiz sınırları içinde bulunmaktadır. Bu nedenle borun kulanıldığı alanlara göre bor bileşikleri üretmek ve Dünya pazarına sunmak önemli bir araştırma alanıdır. Borun uzay teknolojisinden,roket yakıtlarına oradan araç yağ katkılarından cam sanayiine fren balatalarından zırh malzemelerine kadar bir çok kullanım alanı olduğunu biliyoruz (   ).Bunların arasında en kritik olanı ise çok yaygın olarak  bilinmesi bile canlılara olan önemli etkisidir.Bu çalışmada insan ve hayvanlarda bor eksikliğinin etkisinini metolizmada ortaya çıkaracağı sorunları literatür destekli olarak bulacaksınız.

Borun insan ve hayvan vücuduna alınması ,su kaynakları yada gıda ürünleri vasıtası ile olmakla birlikte dışarıdan takviye olarak da olabilir. Özellikle bor yataklarına yakın yer altı sularında bor bulunmakla birlikte Türkiye toprakları borca çok zengin bir dağılım göstermemektedir.

Tablo 1.Türkiye Bor haritası

Bor meyve ve sebzeler ile alınabilir (Tablo 2) ancak bu değerler istenilen değerlerin oldukça altında olup WHO tarafından uygun bulunan günlük dozlara (20 mg/gün )ulaşılması için çokça tüketilmesi gereklidir. Ancak ,gıdaların bu kadar tüketilmesi hem ekonomik değildir,hem sağlığa olumsuz etkileri olabilir.

Örneğin günlük ihtiyaç için 1 kilo brokoli, 800 g üzüm,750 g fındık, 550 g elma  vb gerekir ki bu oldukça mümkün gözükmemektedir.

Ayrıca son zamanlarda meyve ve sebzelerde bulunan mineral miktarının giderek azaldığını buna ilave edersek normal beslenme ile bor eksikliğinin giderilemeyeceğini net olarak görürüz.

Bor eksikliğinin etkisini anlamak için birkaç başlık altında incelenmesinde yarar vardır.

Tablo 2 : Bor’un Bulunduğu Bağzı Besinler Ve Miktarları

Besin            Boron İçeriği mg/100g              Besin                   Boron İçeriği mg/100g

Badem                          2,82                                üzüm                              2,72

Elma                             2,73                                fındık                              2,77

Kayısı                            2,11                                bal                                   0,72

Avakado                      1,66                                mercimek                       0,74

Muz                              2,06                                süt                                   0,23

Fasulye                        1,56                                soğan                               0,20

Ekmek                          0,48                                portakal                          0,25

Brokoli                         2,19                                şeftali                               0,52

Havuç                           1,39                                yerfıstığı                          1,92

Kaju fıstığı                    1,15                                yerfıstığı                          1,80

Sos                                1,39                                armut                               0,32

Kereviz                         2,47                                patates                             0,18

Peynir                           0,19                                kuru erik                          1,18

Kiraz                              1,47                                kuru üzüm                       4,51

Nohut                           0,71                                soya küspası                    2,82

Hurma                          1,08                                domates                           2,72

Yumurta                       0,37                                ceviz                                  1,63

Un                                 0,28                                buğday                              2,41

Kaynaklar: Hunt et al. [21]; Vanderpool and Johnson [22]; Nielson [23]; Anderson et al. [24]

1.1Hayvanlarda ve İnsanlarda Borun Rolü

Bor,  insan ve hayvan metobolizmasında önemli rolü olan  hidroksilasyon mekanizmasına katılan önemli bir katalizördür [8]. Bor, uzun zamanlardır artrit tedavisinde kullanılan kemik ve eklemlere kalsiyum bağlanmasında önemli rolü olan bir elementtir.Kullanımı ile kemik gelişiminde %90 lara varan iyileşmeler sağladığı bilinmektedir. Diğer taraftan ise  testosteron ve östrojen gibi önemli hormanların  regülasyonunda  görev yapar [1] yapılan in vitro çalışmlarada meme kanser,rahim ağzı kanseri ve prostat kanseri tedavilerine destek olduğu ve kanser oluşumunu %70 lere varan oranlarda azalttığı bildirilmektedir. [51]. Borun  kan pıhtılaşma faktörlerini etkileyebileceği  , konjestif kalp yetmezliği durumlarından kaynaklanan problemleri belirgin bir şekilde hafifletebildiği, lipid birikimini azaltmaya yardımcı olduğu ve kolesterolün çeşitli şekillerde yok edilmesine katkı sunduğu,  böylece kan pıhtıları ve ateroskleroz gibi durumların ortaya çıkması riskini en aza indirdiği ve vücudu kalp krizi ve felçlere karşı savunduğu çeşitli mekanizmlar yardımı ile açıklanmıştır [52]. Borun kompleks yapma ve bağlanma özelliklerinden dolayı  aldehitler dehidrojenaz, nitriksidestezantiha, peptidaz, ksantineoksidaz ve proteazlar gibi enzimler üzerinde inhibe edici etki olduğu bulunmuştur. [53]. Bor, testosteron, östrojen, glikoz, andinsülinin metabolizmasını etkiler. Glikoproteinler, glikolipidler ve hidroksil grubu olan diğer moleküller, borik asitle kompleks oluşturabilir ve membranın bütünlüğünü değiştirebilir [54, 55]. Bazı bor esterlerinin ayrıca kanserde antiinflamatuvar ve antioksidan ajan olarak davranma özelliği  ile yara iyileşmesi, , genotoksisiteyi azaltma ve mitokondriyal membran aktivitesini modüle etme gibi fonksiyonları da olduğu ortaya konulmuştur. [56-58]. Buna ek olarak,yapılan bazı çalışmalarda  borik asidin, pestisitler tarafından bastırılan asetilkolinesterazın görevini yerine getirdiği ve mekanizmayı hızlandırğı tesbit edilmiştir. [59] Bu sayede   vücudu CCL4 ve diğer ajanların neden olduğu oksidatif strese karşı da önemli ölçüde korumaktadır. [60-62].

1.2 Bor ve Büyüme Performansı

Bor, hücre zarını güçlendiren mekanizmada yer alır,bu nedenle   büyüme için gereklidir [63]. Büyüme hormonlarının etkisi nedeniyle uygun olan bor derişimi türlerden türlere değişmektedir [64, 65] ve bazı tespitler vücutta bor mineralinin çok eksik olduğu durumlarda  büyümenin yavaşladığını göstermiştir. [66]. Bor eksikliği, zayıf büyümeye yol açtığı için,  vücut büyümesi ve gelişimi için uygun konsantrasyonda mutlaka alınmalıdır. Yapılan bir çalışmada, 160 mg / L bor ile takviye edilen devekuşu civcivlerinin, son vücut ağırlığında artış saptanmıştır. [64]. Başka bir çalışmada, piliçlerin su ve yemlerine katılan bor takviyeleri ile vücut ağırlıklarındaki derişim karşılaştırıldığında dişi civcivlerde ölçülebilir bir fark bulunmamasına rağmen erkek civcivlerde önemli bir kütle artışı tesbit edildi. [67]. Fassani ve diğ. 30, 60, 90 ve 120 ppm’de bor takviyeleri ile , civcivlerde  21-42 günlük periyotta vücut ağırlığında lineer bir büyümeye   neden olduğunu , 30 ppm’lik bor takviyesi alan  civcivlerin ise, kontrol grubuna kıyasla 140 g daha az yem tüketmiş olduğunu ve daha az ölüm oranı tespit ettiklerini bildirmişlerdir. [68.

Yapılan araştırmalarda ,besinlere  bor ilavesinin, hemoglobin, kan şekeri, trombosit ve hormonal düzeyler de dahil olmak üzere birçok besin göstergesinin biyokimyasını olumlu yönde değiştirdiğini göstermişlerdir. Ek olarak da , bor takviyelerinin, kalsiyum ve D vitamini eksik olan kuş ve sıçanlarda bu eksikliği azalttığını belirlemişlerdir. [112, 113].

1.3 Bor ve Kemik Gelişimi

Bor, kemik metabolizmasında , rejenerasyonunda ve gelişiminde önemli rol oynar. [86] [87] . Bor ayrıca kemik kütle endeksini artırır,  ve minerallerin kemiğe bağlanmasını katalize eder.[88] Kemik metabolizmasında önemli rol oynayan magnezyum, D vitamini ve kalsiyum ile etkileşir [1].  Yaşın artması, gözenekli kemikte kemik zayıflığına neden olabilir ve bor, kalsiyum ve magnezyum düzeyinin etkin bir şekilde çalıştırdığı için  kemiklerin deformasyonunu da yavaşlatır.[89, 90, 10].Kemikteki bor  derişimi, kemik metabolizması, mineralizasyon ve rejenerasyon için gerekli olan diğer elementlerin  miktarına bağlıdır [93]. Hayvanlarda bor yoksunluğu kemik yapısında bozunma ve kemik gelişiminde anarmollikler ortaya çıkarır [1]. Bor bakımından eksik diyet verilen sıçanlarda trabeküler ayrılma ve kemik hacminin azalması görüldü. Ayrıca, boron eksikliği femurun daha az dayanıklılığına neden olmuştur [94]. Bor eksikliği, mineral değişiklikleriyle ilişkilidir ve bu da borun osteoblast aktivitesinde kemik büyümesini ve bakımını desteklemede rol oynadığını düşündürmektedir [95]. Ayrıca  yapılan çalışmamarda borik asitin lokal veya sistematik uygulanmasının kemik bozukluklarını tedavisinde etkili olduğunu göstermiştir [97] . Cheng ve arkadaşları, br dozlarının  tibia üzerindeki etkilerini araştırmışlar ve sonuçta,  kemik gücünün arttırılması için 200 mg / L’nin  etkili doz olduğu gösterilmiştir [96]. Kemik mukavemeti açısından incelenen deneklerde leptinin oluşumunda borun etkili olacağını birdirmişlerdir. 98].  Zira Leptin açıısndan fakir olan  sıçanlar femurda daha düşük kemik yoğunluğu ve daha düşük kemik mineral seviyeleri sergilendiği bulunmuştur.[99].

Ayrıca bor, bonemorfojenetik protein düzeylerini artırır ve yetersizliği osteoporoza yol açabilir [102]. Bu çalışmalar borun zayıf kemikler için önemli ve etkili bir  mineral olduğunu, dolayısıyla kemiğin oluşumu ve bakımı için gerekli olduğunu göstermektedir.

1.4 Bor ve Karaciğer Fonksiyonları

Borun, karaciğerin gelişimi ve korunmasında önemli etkileri olduğu bildilrilmiştir. Ek takviye olarak bor verilen  hayvanlarda   lipoprotein (VLDL) ve serum TG düzeylerinde anlamlı azalma tesbit edilmiştir [105].Hassas mekanizmaların bilinmemesine rağmen, bor, oksidatif stresin etkilerini modüle ederek ve normal karaciğer fonksiyonunu geri getirerek, karaciğeri  olumsuz etkilerine karşı koruma sağladığı bildirilmektedir. [106].

Borun, yağlı karaciğer ve viseral yağ üzerinde, oksidatif stresi azaltarak, pozitif etki gösterdiğini ileri süren bir çalışma yayınlandı.Buna göre ; Borun mitokondri üzerinde hareket ederek karaciğer hasarını inhibe ettiği , Krebs Çevrimini, glikoz-alanin döngüsünü ve metionin metabolizmasını etkilediği ve böylelikle oksidatif stresi azalttığı ve karaciğerin lipit profilini olumlu yönde etkilediği bildirilmiştir [107]. Bu sonuçlar, borun karaciğerdeki lipit seviyelerini etkili bir şekilde azalttığı varsayımını desteklemektedir. Bor, aynı zamanda, optimum takviyede glikojenin depolanması ve metabolizması dahil olmak üzere diğer hepatosit fonksiyonlarını da etkileyebilir. Dolayısıyla, bu mekanizmayı değerlendirmek gerekir.

1.6 Bor ve Beyin Aktivitesi

Bor, beyin fonksiyonlarının aktivitesini artırır, yetersizliği ise merkezi sinir sisteminde olumsuz etkilere ortaya çıkarabilir. [119]. Yapılan çalışmalarda bor eksikliğinin beynin elektriksel iletkenlik bakımında daha güçsüz hale getirdiği ,hafıza kaybı ,dikkat dağınıklığı bir bir çok sorunun oluşmasını tetiklediği bildirilmiştir. [120]. Bu arada, ek bor, psikomotor becerileri, daha az uyuşukluk, kısa süreli bellek iyileştirme, zihinsel uyanıklık ve yaşlı erkeklerde ve kadınlarda odaklanmayı iyileştirmiş, dikkat dağınıklığını azaltmıştır. Bor eksikliği durumunu takiben bor takviyesinin ardından, psiko motor hızı ve el becerisi gelişir ve kısa süreli bilişsel dikkat ve hafıza süreçleri de gelişir [120]. Ayrıca, yeterli bor verilmeyen sıçanlarda  e (0.1 mg / kg),  yeterli olanlara(3.0 mg / kg) göre beyin aktiviteleri daha az geliştiği ve labirentte yol bulma  sürelerinin uzadığı belirlenmiştir. [123].  Yapılan çalışmalarda Devekuşların içme suyuna  160mg/L dozda verilen borun  kuşların beyninde olumlu bir etki sağladığı ve beyin gelişimine katkı sağladığı gözlemlenmiş ,bu durum  beynin histolojik yapısı ve nöral hücrelerin  hızla gelişimini tamamlamasıyla sağlandığı bildirilmiştir, ayrıca ve bu dozdaki borun  dozajda beyinde apostatis inhibisyonunu sağladığı bildirilmiştir.[124]. Borun beyin fonksiyonu ve beyin davranışı üzerindeki etkilerinin, sinir impulslarının iletimini etkileyen membranların zarlarına girerek akımı daha hızlı ilettiği hipotezi öne sürülmüştür.  [125, 123].

1.7 Bor ve Hormonal Etkiler

Bor, steroid hormonlarının ve özellikle cinsel hormonlarının metabolizmasını olumlu yönde etkiler. Östrojen seviyesi düşük olan menopozdaki kadınlarda östrojen seviyesini düznelemede   ve  testosteron seviyesi düşük erkeklerde testesteron seviyesini yükseltmekte önemli bir etkiye sahiptir. [126, 127]. Yapılan araştırmalarda,vücut eksersizlerine destek için alınan bazı protein ve enerji desteklerinin erkeklerde testesteron seviyerine olumsuz etki ettiği ancak bireylere günlük 20 mg civarında verilen bor takviyeleri ile bu durumun tersine döndüğü belirlenmiştir. [128]. Ayrıca menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen seviyerini artırdığı ,bozulan cinsel sağlıklarında cinsel hormon düzeyini artırarak olumlu etkilere yol açtığı  rapor edilmiştir. Bu durum ,genellikle gece terlemeleri sıcak basması gibi meneopoz dönemi belirtileri  en aza indirir ve postmenopozal kadınlarda hormonal dengesizlikler sebebi ile mineral sevilerinde meydana gelen olumsuz durumları da dengeler. [126, 129, 130]. Dahası, progesteron hormon tedavisi gören kadınlara bor takviyeleri verildiğinde   germinal vezikül yıkımını başarılı bir şekilde sağladığı görüldü. [131]. Bor takviyesi ile , hormon replasman tedavisi alan postmenopozal kadınlarda da 17β-estradiol düzeyini artırabildiği belirlenmiştir. [132]. Ovariektomi uygulanan sıçan diyetinde, 5 mg / kg takviye edici bor, 17 growth-estradiol hormon tedavisinin kemik büyümesi yoğunluğu, kemik trabeküler hacmi ve trabeküler ayrılma üzerindeki yararlı etkilerini önemli ölçüde iyileştirdi [133]. 17β-estradiyolün bor ile formülasyonu, kalsiyum ve magnezyumun emilimini ve tutulmasını önemli ölçüde artırmıştır [129]. Sınırlı omakla birlikte , borun insülin  direncini rolünü destekleyebileceğini göstermektedir. Yapılan çalışmada sıçanların diyetine  0.2 mg / kg bor ilevesi ile  plazma insülin düzeyinin  düştüğü, ancak kan glukoz konsantrasyonunu değişmediği belirlenmiştir. [131, 134]. Ayrıca, bor, kandaki testosteron ve östrojen düzeylerinin kurtarılması için zorunludur [111]. Bu nedenle, hayvanlarda ve insanlarda bor takviyesi östrojen, testosteron ve östradiol üzerinde olumlu etkilere sahiptir, boron eksikliğinde  ise bu hormonların azaldığı ve farklı etkilerin görüldüğü tesbit edilmiştir  [130, 131].

1.8 Bor ve Yara İyileşmesi

Bor,geçmişten bu yana  yara iyileştiricisi olarak bilinir, çok eski uygulamalarda bile % 3 lük borik asit çözeltisinin derin yaraları iyileştirdiği  bilinmektedir. [135]. Son yıllarda ise çeşitli bor esterlerinin düşük konsantrasyonda bile yanıklar başta olmak üzere şeker hastalığından kaynaklanan yaraların tedavisinde kullanıldığı görülmektedir. Yara iyileşmesinde borun etki şekli belirsizdir, ancak bazı denemeler protein, kollajen ve proteoglikan sentezinde borun rol oynadığını ortaya çıkarmıştır. [136, 137]. Borun, proteinlerin, kollajen ve proteoglikanların salınımını artırarak yara iyileşmesinde önemli rol oynayan hücre dışı matriks üretimini düzenlediği incelenmiştir. 24 saat bor ile inkübasyondan sonra, Jelatinaz zimografisi, keratinosit süpernatantında jelatinaz salgılanmasını arttırdı. Bu, borun yara iyileşmesi için gerekli iz minerallerden biri olduğunu gösterebilir. Laboratuvarda yapılan bir deneme, kontrol ile karşılaştırıldığında bor kullanarak daha hızlı yara iyileşmesini kanıtlamıştır [140]. Bor, keratinosit göçünü artırarak yara iyileşmesinde rol oynayabilir. Borik asitin, DNA çift iplikli kopma oluşumunu etkileyerek yara iyileşmesini hızlandırdığı da bildirilmiştir. Etoposid, irinotekan, doksorubisin ve hidrojen peroksit ile deneysel deneklerde indüklenen DNA hasarı ve yara, kontrol ve bor ile muamele edilmiş gruplarda immünofloresan yöntemiyle pATM (Ser1981) ve H2AX (Ser139) ‘un fosforilasyonu yoluyla ölçülmüştür. Borik asitle tedavi edilen gruplarda H2AX (Ser139) odak sayısının büyük ölçüde azaldığı ve yara iyileşme sürecinin hızlandığı gösterilmiştir [141]. Sonuçlar ayrıca bor hidrojel formülasyonunun yanık yaralarını başarılı bir şekilde iyileştirebileceğini göstermektedir. Bu Borat formülasyonu, hücre göç uyarımı, vaskülarizasyon, iltihaplı yanıt ve büyüme faktörünün ifadesi gibi karmaşık mekanizmalarla yara iyileşme sürecini teşvik edebilir[142]. Radyolojik, klinik ve histolojik inceleme ayrıca, lokal borik asit uygulamasının kırık iyileşme sürecini uyarabildiğini göstermektedir [143]. Tüm bunların ışığında, yara iyileşmesinde borun etki mekanizmasını daha fazla aydınlatmak için ek çalışmalara ihtiyaç vardır ve borun yaraların tedavisinde rolünü araştırmak için kontrollü çalışmalar yapılmalıdır.

1.9 Bor ve Oksidatif Stres

Organofosfat (OP) bileşikleri, oksidatif strese ve organizmalarda antioksidan durumun değişmesine neden olur. OP genellikle gıda tedariğinde böcek ilacı olarak kullanılır, bu nedenle hem insanlar hem de hayvanlar rutin olarak onlara maruz kalırlar [144]. OP bileşikleri, çok sayıda hücre zarı bileşenine zarar vererek, özellikle ROS üretiminde toksik etkiler üretmiştir [145]. Son çalışmalar, yeterli miktarda bor içeren hayvanın OP böcek ilaçlarından korunduğunu göstermiştir [59]. Bor uygulaması, OP kaynaklı oksidatif stres ve enzim aktivitesinin tersine çevrilmesine neden olmuştur. Buna ek olarak, bor, antioksidan savunma mekanizmasını geliştirdi ve farelerde farklı vücut organlarını restore etti [59]. Endotoksin ile indüklenen oksidatif stres de bor uygulaması ile tersine döndü. Endotoksin, serbest radikaller üreterek organları etkiler ve bor, proteinlerde fonksiyonel ve yapısal değişikliklere neden olarak organları oksidasyondan koruyabilir [146]. Kemirgen modelinde elde edilen sonuçlar 40 mg / L borun dalakların antioksidan kapasitesini artırabileceği ve dalak dokusu yapısını arttırabileceğini göstermiştir [147]. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, kronik alkol tüketimine maruz kalan boron takviyeli kişiler düşük düzeyde oksidatif stres göstermiştir [53].

Bor uygulamasının, oksidanları nötralize eden glutatyon rezervlerini artırarak oksidatif stresi azalttığı düşünülmektedir [148]. Ek olarak, bor uygulaması, GSH seviyelerini arttırır, böylece malatyonun toksik etkilerini korur [59].

1.10 Bor ve Anti-inflamatuar veya Bağışıklık Yanıtı

Ek bor alımı, doğal katil (NK) hücre aktivitesini bastırıp ve T hücrelerinin çoğalmasını sağlayan i belirgin bağışıklık-uyarıcı etkilere sahiptir. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, borun bağışıklık sisteminin organlarında önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir [152]. Deney hayvanları, bor uygulamasından sonra belirgin bağışıklık belirtileri göstermiştir [152, 9]. Timus ve dalak omurgalılarda önemli bağışıklık organlarıdır. Timus, hücresel bağışıklığa aracılık eder ve T lenfositlerinin olgunlaşmasını destekler. Dalak antikorlar üretir ve bağışıklık tepkisine aktif olarak katılır. Uygun bir bor takviyesi seviyesi farelerde timik gelişimi, makrofaj Fc reseptörünün ekspresyonunu ve IL-6 sekresyonunu teşvik edebilir, ayrıca hücresel bağışıklık fonksiyonunu artırabilir ve dolaşan nk hücrelerinin sayısını artırabilir [153]. Bu arada, düşük dozda bor takviyesi sonrası devekuşu civcivlerinde dalak gelişimi  görülmüştür. Devekuşu civcivlerinde beyaz pulp alanı ve kırmızı pulp alanı 160 mg / L bor dozunda artmıştır [9]. Ek olarak, bor, bağışıklık sistemi ile ilişkili enzimatik aktiviteyi düzenler [1]. Piliçlerde bağışıklık organlarının büyümesi ve gelişmesi, 2 haftalık civcivlerde, 100 mg / L’lik bor takviyesinin ardından hafifçe modüle edilir. Erken büyüme sırasında T hücrelerinin ve B hücrelerinin farklılaşması ve çoğalması da etkilenir, ancak olgun kuşlarda önemli sonuçlar gösterir [154]. Ek olarak, fare modelinde içme suyundaki 20-40 mg / L bor, IgG konsantrasyonlarını, IL-4, IFN-y ekspresyonunu ve ayrıca çoğalma yapan hücre nükleer antijen hücrelerini ve dalakta CD3 +, CD4 + sayısını önemli ölçüde iyileştirmiştir. Düşük miktarda boron verilmesi de IL-2 ekspresyonunu ve CD4 + / CD8 + hücre oranını önemli derecede artırmıştır [155].

Sıçanlara iki grupta iki farklı seviyede boron takviyesi yapıldığı zaman, düşük dozlu diyetlerde düşük bor diyetine (0.2 mg / kg) ve yüksek bor diyetine (3 mg / kg) sahip olanlara, bağışıklık yanıtında artış gözlendi. [157]. Borun bağışıklık veya inflamatuar yanıtta düzenleyici bir rol oynadığı önerisi, bir nematod olan Heligmosomoides bakteri ile enfekte edilen farelerin incelenmesi ile daha da güçlendirilebilir. Bor eksikliği, birincil enfeksiyondan 6 gün önce inflamatuar veya bağışıklık tepkisi ile ilgili 31 kemokin veya sitokinin 30’unu aşağı indirdi. Özellikle bor maruziyetinin 21 gününden sonra çelişkili bir model bulundu; farelerin 23’ünde 31 sitokinde bir artış gösterildi. Bu sonuçlar, LPS enjeksiyonundan sonra domuzlarda düşük INF-γ ve TNF-α serumları ile uyumlu olup, yüksek boron (5 mg / kg) diyetle takviye edilen domuzlara göre bor eksikliği bir diyet (0.2 mg / kg) beslemiştir [159].

Bor ayrıca, diyet yağ asitleri de dahil olmak üzere diğer diyet faktörlerinin yol açtığı bağışıklık hücre popülasyonlarında değişiklik yapabilir. 12 hafta boyunca çoklu doymamış yağ asidi n-3 (PUFA-3) 6 g/gün ile sağlıklı genç erkeklerin takviyesi, esas olarak azaltılmış sayıda granülosit nedeniyle beyaz kan hücrelerinin sayısını azalttı; azaltılmış granülosit sayısı, beyaz kan hücrelerinde lenfosit yüzdesinde bir artışa neden oldu [160]. Buna karşılık, 1.5 g yağ asidi granülosit sayımı artışına neden oldu [161].  Safran yağı ile karşılaştırıldığında (özellikle PUFA-6), balık yağı (yüksek PUFA-3) beyaz kan hücresi sayısını arttırdı, lenfosit fraksiyonundaki artışın çoğunda, boron yetersiz diyet yerine boron-yeterli diyette (3 mg / kg) görülmüştür [162]. Safran yağı yerine (yüksek PUFA-6) balık yağı (yüksek PUFA-3), boron yeterliliği olan sıçanlarda değil, boron yetersizliği olan sıçanlarda bazofil ve monosit sayısını güçlendirdi. Benzer şekilde, kanola yağı (yüksek PUFA-3), boron yeterliliği olan sıçanlar yerine, boron eksikliği olan sıçanlarda monosit ve bazofil olan beyaz kan hücresi oranlarını geliştirmiştir [163]. Enflamatuar veya bağışıklık tepkisinin sonucu, osteoartrit hastalığı olan 20 hasta üzerinde bir deneyde bor, olumlu tahmin nedeni olabilir. Bu hastalarda uygun miktarda bor, 8 haftalık bir deneme için kemik bozukluklarından iyileşme ile sonuçlanır [164]. Bor ile takviye artritik bireyler, ağrı kesici ve eklem şişmesi için kısıtlı hareket ve analjeziklerin kişisel önlemlerinde önemli ilerlemeler bildirmiştir. Bor anti inflamatuar veya bağışıklık tepkisi çeşitli mekanizmalara atfedilmiştir. Bunlar arasında, beyaz kan hücreleri tarafından salınan serin proteazların inhibisyonu, lökotrien üretiminin baskılanması, oksidatif stresin azaltılması ve T hücresi ve antikor konsantrasyonlarının aktivitesinin düzenlenmesi bulunmaktadır [78]. Bağışıklık tepkisini etkilemek, bor alımının kanser tedavisi ile ilişkili olmasının nedeni olabilir.

Bir laboratuar deneyi, boratlara maruz kalmanın kanser tedavisi için faydalı olduğunu, çünkü hücrelerin büyümelerini durdurmasına ve bu prostat kanseri hücrelerini düzleştirmesine neden olduğunu ortaya koymuştur. Boratlar ayrıca hücrelerin büyümesini destekleyen sito-kimyasallar, MAPK ve A-E siklinlerinin azaldığını gösterdi. Bu nedenle, hücreler daha az yapışma, F-aktin modifikasyonları, yayılan aktivite ve göç olduğunu ortaya koymuştur [166]. Borik asit, tümör hücre hatlarının LNCaP ve DU-145’inin doz bağımlı bir şekilde çoğalmasını baskıladı ve tümör hücresi büyümesi üzerinde iyi bir kısıtlayıcı etkiye sahipti. Ayrıca, kanser hastalarında PC-3 tümör hücre çizgisi engellendi [51]. Kemirgenler LNCaP hücre çizgisi ile aşılanmış ve oral olarak borik asitle beslenmiş ve  bor ile karşılaşmamış grup ile karşılaştırılmıştır. Tümör boyutu 2 ay boyunca ölçülmüştür. Tümör hacmi farelerde% 25-38 oranında azalırken, serum PSA seviyeleri kontrollere göre% 86-88 azalmıştır [173]. Buna ek olarak, bor, prostat kanserinin büyümesi için gerekli olan tümörde [173] insülin büyüme faktörünü önemli ölçüde azaltmıştır [174, 175]. Bağışıklık sistemi hasar görmüş farelerin diyetine borik asit eklendiğinde, farelere nakledilen insan prostat kanseri tümörü aşağı doğru bir eğilim göstermiştir [173]. Çalışmalar ayrıca borik asit ve fenilboronik asidin aktin düzenlemesini değiştirdiğini ve böylece prostat kanseri hücrelerinde hücre göçünü azalttığını ortaya koymaktadır. Fenilboronik asitin tümör hücre göçünde daha etkili bir inhibitör olduğu bildirilmiştir [176]. Ayrıca, boron diyet alımının, kadınlarda akciğer kanseri ve meme kanseri riskini azalttığı da gözlemlenmiştir [177].

2.Tıbbi Bor Uygulamaları

Bor bileşikleri ticari olarak kullanılır ve bunların neredeyse hepsi boron-oksijen bileşiklerine dahil edilir. Ester bağlarının oluşumu ticari uygulamalara yol açmış ve borun biyolojik etkileşimi için bir temel oluşturmuştur. Kapsüller, kabartan tozlar, çiğnenebilir tabletler ve farklı sıvılardaki gıda takviyeleri olarak yaygın olarak kullanılan boratlar, boraks ve borik asittir. Bu ürünlerin formülasyonları ürün farklılığına göre değişir. Ayrıca, bu boratlar farklı gıda ürünlerinde 4 g / kg dozunda koruyucu olarak da kullanılabilir [182]. Piyasadaki en yaygın ürünler boron aspartat, bor askorbat, bor şelatları, bor sitrat, sodyum borat ve kalsiyum fruktoborattır [183]. Tüm boratlar arasında en çok çalışılan nutrasötik olan kalsiyum fruktoborattır. Kalsiyum fruktoborat temel olarak bir şeker borat esteridir (SBE) [102, 184] ve farklı şekerlerden borik asit ve diğer boratların esterleştirilmesiyle üretilmiştir [185, 102]. Bu SBE’ler, yaşayan canlıların hücreleri tarafından kolayca emilen ve çoğunlukla sebze ve meyvelerde meydana gelmektedir[186, 187]. SBE’NİN en büyük avantajı, diğer boratlardan daha az toksisitedir. Bu nedenle kalsiyum fruktoborat ticari olarak osteoartrit ve osteoporoz tedavisinde ek olarak kullanılır [187, 188]. Bu arada, anti-inflamatuar özelliklere sahip olması nedeniyle kalsiyum fruktoboratın angina pektoris hastası hastalar için kullanıldığı bildirilmiştir [189, 102]. Yani, kalsiyum fruktoborat besin takviyeleri yaşam kalitesini artırabilir [186–189].

Önceki veriler, boratların tıbbi kullanımlarını göstermiştir, örneğin, kontraseptif ve vajinal ürünlerde borik asit kullanılmıştır [192]. Tetra-boratların dalga ayarında ve banyo ürünlerinde sırasıyla% 8 ve% 18’lik konsantrasyonlarda kullanıldığı bildirilmiştir. Ülkemizde ise ilk olarak vajinal sprey olarak bir Proje neticesinde ortaya çıkarılmıştır.İçerisne ilave edilen çay ağacı yağı,kekik,defne,proplis ekstrakları ile Candida albicans a karşı etkili olduğu bildirilmiştir .Ayrıca, ağız hijyeni olarak borik asit ve tetra-boratlar kullanılır ve düşük konsantrasyonlu farklı ürünlerde kullanılır. Yine ağız gargarası olarak geliştiripi patentlenmiş bir çözeltide karanfil,defne ekstrakları ile oktaboratlar kullanılmış ve ürün ticarileştrilmiştir. Daha yüksek konsantrasyonlara sahip bazı temizlik ürünlerinde de kullanılırlar. [192, 193 [195]. Borik asit ve disodyum oktaborat tetrahidrat, seçilmiş bakteriyel türlerde antibakteriyel etkileri ve antibiyofilm kapasitelerini göstermiştir.Yine el deznfaktanı olarak geliştirlne başka bir üründe ,bitki ekstreleri ile  fenilboratlar kullanılmış ve ticarileştirmiştirBorun bu etkisi, ilaç ve endüstride farklı fonksiyonel mikroorganizma testlerinin kullanımında yeni yöntemler bulmak için dikkat çekicidir [196, Bserve’in pH değerindeki değişikliklere karşı direnme, tonisiteyi düzenleme ve ozmolariteyi kontrol etme gibi maddeler olarak tanımlamaktadırlar [198].

Bor sistemlerinin biyolojik sistemdeki önemli rolünün bilinci son yıllarda ortaya çıkmıştır. Birçok ülke, gıda ürünlerindeki borat kullanımını onayladı [199]. Bor, genellikle karides, karides, erişte, pirinç ve nişasta jöle gibi bazı gıdalarda elastikiyet ve gevrekliği teşvik eden bir tekstüre maddesi olarak da  kullanılır. Terapötik Mallar İdaresi (TGA) Avustralya’da 14 ağızdan boratlık diyet takviyesi için bir lisans verdi. TGA, takviye konsantrasyonunun 3 mg / gün’den az olması gerektiğini sigortalamıştır. Bu takviyeler çoğunlukla D vitamini, magnezyum ve kalsiyum kombinasyonunda kullanılır. İlginçtir ki, TGA, kemiğin mineralizasyonuna özgü borat takviyeleri yayınladı ve etiketleme sadece yetişkinler için kullanımı belirten herhangi bir uyarı göstermedi [200].Türkiye de debu alanda gıda takviyesi ruhsatı alan ilk ürün Dr.octa tarafından  ticarileştrilmiştir. Borat kullanımı, İngiltere ve Avrupa ülkelerinde, lisanslı farmasötiklerde olmayan mineral ve multivitamin takviyeleri olarak da yaygındır [201]. Ticari ölçekte boratların tek sınırlaması, güvenli bir miktarda olması gereken konsantrasyondur. 2004 yılında, Brezilya Gıda Güvenliği Kurumu belirli yaş gruplarına göre bor tüketimi için üst düzey (UL) toleransını 3 ila 10 mg / gün olarak belirlemiştir [201]. WHO, 70 kg ağırlığındaki yetişkinler için 28 mg bor için bir UL önerdi [202]. ABD Tıp Enstitüsü Gıda ve Beslenme Kurulu, 20 mg / gün UL koymuştur [203]. Bu nedenle, boratlar (özellikle sodyum borat ve borik asit), söz konusu UL’nin aşılmaması durumunda, gıda maddelerinde ve spesifik beslenme amaçları için diyetler için uygundur.

2.2 Borun Diğer Besinlerle Etkileşimi

Yukarıda tarif edilen borun çeşitli biyolojik etkileri, farklı mineraller ile etkileşimi ile ilişkili olabilir. Örneğin, çeşitli biyolojik işlevleri etkilemek için bor çeşitli organik bileşiklerle bağlanır [78]. Bazı çalışmalar, D vitamini eksik olan civcivlerin, boron maruziyetinde artmış plazma glukoz seviyeleri gösterdiğini belirtilmiştir[204, 205]. Ayrıca, D vitamini eksik olan civcivler daha yüksek plazma piruvat ve trigliserit konsantrasyonlarını (TG) gösterir; Bununla birlikte, bor diyetinin uygulanması bu etkileri hafifletmiştir [206]. Sıçanlarda boron eksikliği vitamin D eksikliğine yol açar ve sonuçta plazma piruvatını artırır ve plazma TG konsantrasyonlarını azaltır [207]. Tersine, diyet yeterli düzeyde boron olduğunda böyle bir etki bildirilmemiştir [206, 65]. Bor eksikliği, hem vitamin hem de Mg’nun diyet seviyeleri civcivlerde ve sıçanlarda değiştiğinde [134] ve büyümeyi etkilediğinde hiperinsülinemi desteklemektedir [207]. Bor ile etkin etkileşim için gerekli olan Mg ve Ca’nın diyet düzeylerini belirlemek için bir çalışma yapılmış ve boronun büyüme için gerekli olduğu ve Mg eksikliğinin boron metabolizmasında bir stres kaynağı olabileceği bildirilmiştir [208].

Ayrıca, bor takviyesi, civcivlerde Mg eksikliğinin neden olduğu anormallikleri azaltmıştır. Bor takviyesi, sonuçta kireçlenme ve diğer komplikasyonların engellenmesine yol açan Ca ve Mg plazma konsantrasyonunu da arttırdı [209]. Bu özellikten ötürü, boronun emziren süt ineklerinde hipomagnezemi, hipokalsemi (süt humması) ve yağlı karaciğeri tedavi etmek ve önlemek için kullanıldığı bildirilmiştir [8]. Kuzularda düşük kalsiyum diyetinin, oksidatif strese, bağışıklık yanıtında azalma, daha az büyüme hızına ve böbrek / karaciğer dokularında değişikliklere neden olduğu, ancak bu diyete bor takviyesinin, organların morfolojisi üzerindeki iyileştirilmiş etkileri ile birlikte normal fonksiyonları tekrarladığı bildirilmiştir [210].Başka bir çalışmada, tavukların beslenmesinde bor eklendiğinde, Ca ve P eksikliği azalmış ve büyüme artmıştır [65]. Dahası, ağır K eksikliği olan sıçanların diyetlerinde bor takviyesi yapılırken, vücut yağının korunması ve karaciğerde glikojen birikmesinin arttırılması yoluyla destekleyici bir etki belirginleşmiştir [211,212]. Vücuttaki yüksek florür alımı, ALP ve fosfor aktivitesinde bir iyileşmeye neden olarak vücutta ciddi komplikasyonlara neden olurken, kalsiyum seviyelerindeki azalmaya neden olmuştur. Bununla birlikte, bor takviyesi, florür toksisitesine karşı serum mineral profili üzerinde iyileştirilmiş bir etkiye neden olmuştur [213]. Son zamanlarda, ek borun akut kadmiyum toksisitesinin iyileştirilmesinde kullanılabileceği gösterilmiştir. Sonuçlar, borun kadmiyumun neden olduğu toksisiteyi tersine çevirdiğini ve karaciğer ve böbreği ciddi hasara karşı koruduğunu gösterdi [214]. Bor ayrıca, hücre membranının kishidroksil grupları için yakınlığı nedeniyle biyolojik sistemleri de değiştirebilir ve mangan-bağımlı enzimatik reaksiyonlara müdahale edebilir [6, 215].

2.3 Borun Metabolik Etkileri

Borun biyolojik etkileri de, canlı organizmaların biyolojik sistemleri üzerindeki borun metabolik etkilerine bağlanabilir. Borun, hayvanların ve insanların metabolizmasına katkıda bulunduğu bilinmektedir. Canlı organizmalarda bor, karbonhidrat, mineraller, enzimler ve hematolojik indekslerin düzenlenmesi ve metabolizmasını içeren çok sayıda mekanizmayı etkiler [216]. Kabu ve diğ. peripartum dönemde süt sığırlarında serumun (30 g / gün) metabolitleri (kalsiyum, magnezyum, fosfor) üzerindeki etkilerini gösteren bir çalışma gerçekleştirdi. Serum kalsiyum ve magnezyum seviyeleri bor takviyesi ile iyileşirken, fosfor metaboliti parametresi tüm gruplarda etkili değildi. Sonuçlar, sodyum boratın metabolik dengeyi korumak için uygun olabileceğini ve buzağılama döneminde süt sığırlarında hipokalsemi ve hipomagnezemi gibi metabolik sendromların önlenebileceğini göstermektedir [217]. Ayrıca sıçanlarda boronun plazma kalsiyum ve fosfor üzerinde [119,113] ve plazma magnezyum düzeylerinde [119] pozitif metabolik etkileri belgelenmiştir. Ayrıca, serum metabolitlerinde hafif artışlar, katmanlardaki düşük dozda bor desteği ile algılanmıştır [205]. Hall ve ark., LDL, TG ve kolesterol düzeyleri tarafından yapılan bir çalışmada, sıçanlarda boron eklendikten sonra azalmıştır [84]. Bu azalma seviyesi, LDL’nin karaciğer ve aort hücrelerine bağlanmasını ve girişini bastırmaktadır. Bu olgunun, ateroskleroz hastaları için, kolesterolün dokulardan çıkarılmasına ve lipid birikiminde azalmaya yol açabileceği için yararlı olduğu iddia edilmiştir [1]. Naghii ve Samman tarafından yapılan çalışmada, borik asidin, 2 mg / gün dozunda 2 hafta boyunca sıçanlara verildiğinde toplam kolesterol ve lipoproteini düşürdüğü bildirildi [127].

Başka bir çalışmada, piliçlerdeki borik asit formundaki borun, serum alanin aminotransferaz, aspartat aminotransferaz, kreatin kinaz, gama-glutamiltransferaz, laktat dehidrogenaz, aspartat aminotransferaz enzim aktiviteleri ve kalsiyum, magnezyum, fosfor, toplam kolesterol, toplam protein, toplam bilirubin, albümin, globulin, glikoz ve kreatinin metabolit aktivitesi, LDL, HDL’yi önemli ölçüde etkilediğini gösterdi. [218]. Ayrıca, bor, diyabet grubunda insülin ve lipaz aktivitelerini arttırdı ve glikoz ve LDL düzeylerini önemli düzeyde düşürdü. Böylelikle, borun deneysel diyabetlerdeki metabolik indeks değişiklikleri üzerinde olumlu etkileri olabilir [219]. Bor ayrıca negatif enerji dengesinin azaltılmasında ve β-hidroksibutirat, postpartum valin, çoklu doymamış yağ asidi, propionat, sitrat, kolin, izobütirat, kolesterol ve yağ asitleri içeren metabolitleri düzenleyerek doğum sonrası ineklerdeki sağlık durumunun iyileştirilmesinde de uygun görünmektedir [220].

Gebe ineklerde sodyum boratın seçilmiş hormon ve serum metabolitleri üzerindeki etkileri de destekleyici olmuştur. Sonuçlar, doğum öncesi döneminde glukoz konsantrasyonlarının daha yüksek olduğunu ve desteklenmemiş bor grubunda doğum sonrası βhidroksibutirik asit ve glukagon serum düzeylerinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Sodyum borat uygulamasından sonra, kandaki toplam kolesterol, trigliserit, HDL, LDL, VLDL, glukoz, insülin ve esterlenmemiş yağ asitleri konsantrasyonları azalmıştır [8]. Boraks uygulaması ayrıca serum toplam protein düzeyini arttırdı ve 4. haftada Simmental ineklerde serum ürik asit konsantrasyonunu düşürdü ve deneyin 3. haftasında serum HDL konsantrasyonunu azalttı. Serum toplam kolesterol, beta-hidroksibütirik asit ve kan üre nitrojen konsantrasyonları önemli derecede artmışken, esterlenmemiş yağ asitleri doğumdan sonra önemli ölçüde azalmıştır. Beta-hidroksibütirik asit konsantrasyonu kontrol grubunda daha fazlaydı, ancak deneyin son haftasında boraks grubunda azalmaya başladı. Sonuçlar, sodyum borat desteğinin erken süt verme sırasında Avusturyalı Simmental ineğin metabolik profili üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir [221].

Ayrıca, çok az sayıda bilimsel veri, borun hematolojik indeksler üzerindeki etkilerini de göstermiştir. Boraksın sıçanlarda hemoglobin, beyaz kan hücresi, hematokrit, trombosit ve kırmızı kan hücresi sayımını önemli ölçüde düzenlediği bildirilmiştir. Benzer şekilde lenfosit, monosit, nötrofil ve bazofil sayısı da etkilenmiştir [222]. Kabu ve diğ. Aynı zamanda, buzağılama sırasında süt sığırlarında hematolojik parametreler üzerinde propilen glikol ve metioninin yanı sıra bor (30 g / gün) eylemlerini de değerlendirmeye çalışmıştır. Bu kombinasyonun tamamlanmasından sonra monosit, beyaz kan hücreleri, kırmızı kan hücreleri, lenfositler, granülositler ve trombosit sayısında hiçbir değişiklik görülmemiştir. Buzağıdaki ortalama hücre hacmi ve hematokrit düzeylerinde önemli bir fark saptanmıştır [8]. Bu çalışma, boronun periparturient dönemde bazı hematolojik parametreler üzerindeki olumlu etkilerini göstermektedir.

2.4 Borun Zehirli Etkileri

Bor ölümcül seviyesi ile ilgili güncel veriler sınırlıdır, bu yüzden geliştirilmelidir. Bor, vücuda farklı kaynaklardan yaşam ve alım için önemli bir unsurdur. Bor ve bileşiklerin vücut üzerindeki toksik etkileri, özellikle doku seviyesinde yeterince incelenmemiştir. Tıkanıklık, iltihaplanma, eksfolyatif dermatit, renal epitel hücreleri dejenerasyonu, şişme ve ödem hakkında bazı raporlar olmuştur. Diyet veya su seviyesi ile ilgili Risk değerlendirme verileri, sodyum Borat ve borik asidin diyet ve suda yüksek düzeyde toksisiteye neden olduğunu göstermiştir. Cilt yanmasına neden olmazlar, ancak gözlerde tahrişe neden olurlar [233, 234]. Bor bileşikleri, bazı türlerde test edilen yüksek dozlarda öldürücüdür, ancak kanserojen değildir. Yüksek bor takviyesi grubunda, normal fetüsün büyüklüğü doza bağlı bir şekilde büyük oranda sıkışmıştır [235, 236]. Majör toksisiteler üreme ve gelişimseldir [235]. Deneysel olarak, tavşanlarda, sıçanlarda ve farelerde fetustaki toksisite saptanmıştır [236– 238]. Bor teması sonrası bildirilen gelişimsel toksisiteler cenin boyutu azalmış, doğum öncesi ölüm oranı, merkezi sinir sistemi anormalliği, gözlerde tahriş, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkisi, bağışıklık organları üzerindeki etkisi ve bağırsak hücre ölümünü  içerir [9, 124,236–239].

Kuşların çoğalmasında yüksek bor statüsünün etkisini kontrol etmek için, bazı bilim adamları yüksek miktarlarda borlarını Japon bıldırcınlarına eklediler ve yüksek seviyede bor takviyesinin kuşlarda kilo alımını, yem tüketimini ve yem verimini etkin bir şekilde azalttığını ortaya koydular. İskeletteki yüzdeler de artmıştır [82]. Kabu ve diğ. , boraksın farklı karın içi organlardaki histolojik ve klinik olarak en çok bor bileşiğinin etkilerini değerlendirmek amacıyla çalışma yapmıştır. Kontrollü ve hileci grubu dışında sonda beslenmesi ile LD50 dozu (5000 mg / kg / gün) farklı toksikolojik dozlar şeklinde tutarlı olarak 7 eşit gruba ayrılan kırk iki erkek sıçana uygulandı. Araştırmada biri araştırma için üretilmiş, diğeri tarım için üretilmiş iki farklı boraks türü kullanılmış, ancak aynı formülasyon kullanılmış ve etkileri karşılaştırılmıştır [240]. Sonuç olarak, boraksın daha düşük dozlarda böbrek, kalın bağırsak, karaciğer ve mide histolojik değişikliklerine neden olmadığı bulundu. Fakat dozlar arttırıldıysa, karaciğer ve kalın bağırsakta klinik belirtiler olmaksızın hafif inflamatuar hücre göçü saptandı. Bununla birlikte, çok yüksek bir boraks dozu verildiğinde, çok yüksek ödem, inflamatuar hücre göçü ve yeni damarlanma gözlendi ve klinik olarak iki fareden ikisi, 5 saat içinde öldü. Çok yüksek dozda boraksın alınmasının ani ölüme yol açabileceği ve uzun süre boyunca yüksek dozda alınmasının enflamatuar barsak hastalıklarının yolunu açabileceği öne sürülmüştür. Aynı zamanda, bor ile ilgili çalışmalarda, bor türünün ve kaynaklarının dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve hatalı sonuçlar olmaması için en uygun bileşiğin seçilmesi tavsiyesinde bulunurlar [240].

Omurgalılarda bor ile ilgili temel toksik sonuç üreme sistemini içerir [235, 241–244]. Örneğin, bor, köpeklerin, farelerin ve sıçanların, üreme, tohum hücreleri kaybı, seminifer tübül atrofisi ve spermiasyonun kısıtlanması dahil olmak üzere çoğalmada düşmanca etkiler başlatmıştır. Ek olarak, yumurtlamada azalma ve farelerde lezyonlar da gözlenmiştir [235]. Ku ve diğ. sıçanlarda lezyonların gelişimi ve boron seviyeleri arasındaki bağlantıyı ilişkilendirmek üzere, oral yolla 0, 26, 38, 52 ve boron / kg / gün 63 gün boyunca uygulandı. 52 ve 68 mg’lık dozların körelmeye neden olduğunu bulmuşlardır. Bu arada testiste 52-68 mg bor miktarının sperm üretimini azalttığı bildirilmiştir. Bu çalışma, düşük bor dozlarının üreme üzerindeki bu olumsuz etkileri tersine çevirdiğini de göstermiştir [243]. Bu bulguyu takiben, aynı bilim adamları testisleri 11.9 μg B / g laboratuvarda açığa çıkardılar ve borun yüksek dozda tohum hücrelerinin olgunlaşmasını ve üretimini olumsuz etkilediğini gördüler [244]. Genel olarak, bor toksisitesi ile ilgili veriler, daha yüksek seviyelerde bor kullanan, farklı hayvanlardaki toksisite çalışmaları ile desteklenmektedir (Tablo 4).

3.Sonuç

Son bulgular, borun yeteri miktarda alınmasının insan sağlığı açısından önemli olduğunu güçlendirmiştir. Bor eksiliğinin bir çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olduğu artık kanıtlanmış bir gerçektir. Borun bir çok tedaviye destek olarak verilmesi klinik çalışmalarla desteklenmiştir. Hayvanlarda ve insanlarda deneysel olarak verilen ek borun , bağışıklığı artırdığı, antioksidatif etkisinin fazla olduğu, büyüme ve embriyonik gelişmede belirgin bir artış ile sonuçlandığı görülmüştür. Bor ayrıca beyin fonksiyonlarında, karaciğer gelişiminde, osteoporozda, kanser terapisinde ve yara iyileşmesinde de iyileşmeler sağlar. Bununla birlikte  yüksek dozda kullanılan  bor, zıt etkiler göstermektedir  ve tıbbi saflıkta olmayan borların kullanımı uygun değildir. Cam ve kağıt endüstrisi için üretilen bor bileşiklerin insan vücudunda olumsuz etkileri olduğu ,içerdiği toksidite açısından insan vücudu için uygun olmadığı bilinmektedir. Buna rağmen denetim mekanizmasının yetersizliği üretilen borlu ürünlerde hangi cins borun ve hangi saflıkta kullanıldığı hala bir önemli sorun teşkil etmektedir. Bu yüzden bor kullanımı ticari ölçekte hala sınırlıdır. Son on yılda bor üzerinde çok sayıda deneme yapılmasına rağmen, eylem mekanizmasını aydınlatmak için ek verilere ihtiyaç vardır.

Referanslar

  1. 1. Devirian TA, Volpe SL (2003) The physiological effects of dietary boron. Crit Rev Food Sci 43(2):219–231
  2. 6. Armstrong TA, Spears JW, Crenshaw TD, Nielsen FH (2000)Boron supplementation of a semipurified diet for weanling pigs improve feed efficiency and bone strength characteristics and alters plasma lipid metabolites. J Nutr 130(10):2575–2581
  1. Kabu M, Civelek T (2012) Effects of propylene glycol, methionine and sodium borate on metabolic profile in dairy cattle during periparturient period. Rev Med Vet 163(8):419–430
  2. 9. Haseeb K, Wang J, Xiao K, Yang KL, Sun PP, Wu XT, Song H, Liu HZ, Zhong JM, Peng KM(2017) Effects of boron supplementation on expression ofHsp70 in the spleen of African ostrich. Biol Trace Elem Res:1–11
  3. Nielsen FH, Shuler TR (1992) Studies of the interaction between boron and calcium, and its modification by magnesium and potassium,in rats. Biol Trace Elem Res 35(3):225–237
  4. 21. Hunt CD, Shuler TR, Mullen LM (1991) Concentration of boron and other elements in human foods and personal-care products. J Am Diet Assoc 91(5):558–568
  5. 22. Vanderpool RA, Johnson PE (1992) Boron isotope ratios in commercial produce and boron-10 foliar and hydroponic enrichedplants. J Agricult Food Chem 40(3):462–466
  1. 23. Nielsen FH (1988) Boron-an overlooked element of potential nutritional importance. Nutr Today 23(1):4–7
  2. BarrancoWT, Eckhert CD (2004) Boric acid inhibits human prostate cancer cell proliferation. Cancer Lett 216(1):21–29
  3. Moustafa SR (2015) Clinical association between alterations of boron, cesium, rhenium and rubidium with the pathogenesis of atherosclerosis. Am J Clin Exp Med 3(5):247–254
  4. Sogut I, Paltun SO, TuncdemirM, Ersoz M, Hurdag C (2017) The antioxidant and anti-apoptotic effect of boric acid on hepatoxicity in chronic alcohol-fed rats. Can J Physiol Pharmacol. https://doi. org/10.1139/cjpp-2017-0487
  5. Coates PM, BlackmanM, Betz JM, Cragg GM, LevineMA, Moss J, White JD (2010) Boron: In Encyclopedia of Dietary Supplements. Informa Healthcare
  6. Nielsen FH (2008) Is boron nutritionally relevant?Nutr Rev 66(4): 183–191
  7. Henderson K, Stella SL, Kobylewski S, Eckhert CD (2009) Receptor activated Ca(2+) release is inhibited by boric acid in prostate cancer cells. PLoS One 4(6):e6009
  8. 57. Sogut I, Oglakci A, Kartkaya K, Ol KK, Sogut MS, Kanbak G, Inal ME (2015) Effect of boric acid on oxidative stress in rats withfetal alcohol syndrome. Exp Ther Med 9(3):1023–1027
  9. 5 Ustundag A, Behm C, Follmann W, Duydu Y, Degen GH (2014) Protective effect of boric acid on lead and cadmium-induced genotoxicity in V79 cells. Arch Toxicol 88(6):1281–1289
  1. Coban FK, Ince S, Kucukkurt I, Demirel HH, Hazman O (2015)Boron attenuates malathion-induced oxidative stress and acetylcholinesteraseinhibition in rats. Drug Chem Toxicol 38(4):391–399
  2. Ince S, Keles H, Erdogan M, Hazman O, Kucukkurt I (2012) Protective effect of boric acid against carbon tetrachlorideinduced hepatotoxicity in mice. Drug Chem Toxicol 35(3):285–292
  3. Ince S, Kucukkurt I, Cigerci IH, Fatih FA, Eryavuz A (2010) The effects of dietary boric acid and borax supplementation on lipid peroxidation, antioxidant activity, and DNA damage in rats. J Trace Elem Med Biol 24(3):161–164
  4. Ince S, Kucukkurt I, Demirel HH, Acaroz DA, Akbel E, Cigerci IH (2014) Protective effects of boron on cyclophosphamide induced lipid peroxidation and genotoxicity in rats. Chemosphere 108:197–204
  5. Goldbach HE, Huang L, Wimmer MA (2007) Boron functions in plants and animals: recent advances in boron research and open questions. In: Advances in Plant and Animal Boron Nutrition pp 3-25
  6. WangW, Xiao K, Zheng X, Zhu D, Yang Z, Tang J, Sun P,Wang J, Peng K (2014) Effects of supplemental boron on growth performanceand meat quality in African ostrich chicks. J Agricult FoodChem 62(46):11024–11029
  7. Çinar M, Küçükyilmaz K, Bozkurt M, Çatli AU, Bintaş E, Akşit H, Konak R, Yamaner Ç, SeyrekK (2015) Effects of dietary boronand phytase supplementation on growth performance and mineralprofile of broiler chickens fed on diets adequate or deficient incalcium and phosphorus. Br Poult Sci 56(5):576–589
  8. Fort DJ (2002) Boron deficiency disables Xenopus laevis oocytematuration events. Biol Trace Elem Res 85(2):157–169
  9. Rossi A, Miles R, Damron B, Flunker L (1993) Effects of dietaryboron supplementation on broilers. Poult Sci 72(11):2124–2130
  10. Fassani EJ, Bertechini AG, Brito JAG, Kato RK, Fialho ET,Geraldo A (2004) Boron supplementation in broiler diets. Braz JPoult Sci 6(4):213–217
  11. Hunt CD (1998) Regulation of enzymatic activity. One possiblerole of dietary boron in higher animals and humans. Biol TraceElem Res 66(1):205–225
  12. Hall IH, Spielvogel BF, Griffin TS, Docks EL, Brotherton RJ(1989) The effects of boron hypolipidemic agents on LDL andHDL receptor binding and related enzyme activities of rat hepatocytes,aorta cells and human fibroblasts. Res Commun ChemPathol Pharmacol 65(3):297–317
  13. Hakki SS, Bozkurt BS, Hakki EE (2010) Boron regulates mineralizedtissue-associated proteins in osteoblasts (MC3T3-E1). JTrace Elem Med Biol 24(4):243–250
  14. Capati ML, Nakazono A, Igawa K, Ookubo K, Yamamoto Y,Yanagiguchi K, Kubo S, Yamada S, Hayashi Y (2016) Boronaccelerates cultured osteoblastic cell activity through calcium flux.Biol Trace Elem Res 174(2):300–308
  15. Chapin RE, Ku WW, Kenney MA, McCoy H (1998) The effectsof dietary boric acid on bone strength in rats. Biol Trace Elem Res66(1-3):395–399
  16. Nielsen FH, Stoecker BJ (2009) Boron and fish oil have differentbeneficial effects on strength and trabecular microarchitecture ofbone. J Trace Elem Med Biol 23(3):195–203
  17. Cheng J, Peng KM, Jin E, Zhang Y, Liu Y, Zhang N, Song H, LiuH, Tang Z (2011) Effect of additional boron on tibias of Africanostrich chicks. Biol Trace Elem Res 144(1-3):538–549
  18. Güzel Y, Golge UH, Goksel F, Vural A, Akcay M, Elmas S,Turkon H, Unver A (2016) The efficacy of boric acid used to treatexperimental Osteomyelitis caused by methicillin-resistant Staphylococcus aureus: an in vivo study. Biol Trace Elem Res173(2):384–389
  19. Akcakus M, Kurtoglu S, Koklu E, Kula M, Koklu S (2007) Therelationship between birth weight leptin and bone mineral status innewborn infants. Neonatology 91(2):101–106
  20. Steppan CM, Crawford DT, Chidsey-Frink KL, Ke H, Swick AG(2000) Leptin is a potent stimulator of bone growth in ob/ob mice.Regul Pept 92(1):73–78
  21. Wu C, Miron R, Sculean A, Kaskel S, Doert T, Schulze R, ZhangY (2011) Proliferation, differentiation and gene expression of osteoblastsn boron-containing associated with dexamethasone deliverfrom mesoporous bioactive glass scaffolds. Biomaterials
  22. Scorei RI, Rotaru P (2011) Calcium fructoborate potential antiinflammatoryagent. Biol Trace Elem Res 143(3):1223–1238
  23. Juza RM, Pauli EM (2014) Clinical and surgical anatomy of th liver: a review for clinicians. Clin Anat 27(5):764–769
  24. Basoglu A, Sevinc M, Birdane FM, BoydakM(2002) Efficacy ofsodium borate in the prevention of fatty liver in dairy cows. J VetIntern Med 16(6):732–735
  25. Basoglu A, Baspinar N, Ozturk AS, Akalin PP (2011) Effects oflong-term boron administration on high energy diet-induced obesityin rabbits: NMR-based metabonomic evaluation. J Anim andVeterinary Adv 10(12):1512–1515
  26. Basoglu A, Sevinc M, Guzelbektas H, Civelek T (2000) Effect ofborax on serum lipid profile in dogs. Online J. Vet Res 4:153–156
  27. Ross MG, Desai M (2013) Developmental programming of offspring obesity, adipogenesis, and appetite. Clin Obstet Gynecol56(3):529–536
  28. Nielsen FH (1996) Evidence for the nutritional essentiality of boron.J Trace Elem Exp Med 9(4):215–229
  29. Hunt CD (1989) Dietary boron modified the effects of magnesiumand molybdenum on mineral metabolism in the cholecalciferoldeficient chick. Biol Trace Elem Res 22(2):201–220
  30. Dupre JN, KeenanMJ, HegstedM, Brudevold AM(1994) Effectsof dietary boron in rats fed a vitamin D deficient diet. Env HealthPerspect 102(7):55–58
  31. Eckhert CD (1998) Boron stimulates embryonic trout growth. JNutr 128(12):2488–2493
  32. Rowe RI, Eckhert CD (1999) Boron is required for zebrafish embryogenesis.J Exp Biol 202(12):1649–1654
  33. Lanoue L, Taubeneck MW, Muniz J, Hanna LA, Strong PL,Murray FJ, Nielsen FH, Hunt CD, Keen CL (1998) Assessingthe effects of low boron diets on embryonic and fetal developmentin rodents using in vitro and in vivo model systems. Biol TraceElem Res 66(1-3):271–298
  34. Fort DJ, Propst TL, Stover EL, Strong PL, Murray FJ (1998)Adverse reproductive and developmental effects in Xenopus frominsufficient boron. Biol Trace Elem Res 66(1):237–259
  35. Apdik H, Doğan A, Demirci S, Aydın S, Şahin F (2015) Dosedependenteffect of boric acid on myogenic differentiation of huma adipose-derived stem cells (hADSCs). Biol Trace Elem Res165(2):123–130
  36. Hegsted M, Keenan MJ, Siver F, Wozniak P (1991) Effect ofboron on vitamin D deficient rats. Biol Trace Elem Res 28(3):243–255
  37. Penland JG (1998) The importance of boron nutrition for brain andpsychological function. Biol Trace Elem Res 66(1):299–317
  38. Nielsen FH, Penland JG (2006) Boron deprivation alters rat behaviourand brain mineral composition differently when fish oilinstead of safflower oil is the diet fat source. Nutr Neurosci 9(12):105–112
  39. Tang J, Zheng XT, Xiao K, Wang KL, Wang J, Wang YX, WangK,WangW, Lu S, Yang KL, Sun PP, Khaliq H, Zhong J, PengKM(2016) Effect of boric acid supplementation on the expression ofBDNF in African ostrich chick brain. Biol Trace Elem Res 170(1):208–215
  40. Nielsen FH (2000) The emergence of boron as nutritionally importantthroughout the life cycle. Nutrition 16(7-8):512–514
  41. Nielsen FH, Hunt CD, Mullen LM, Hunt JR (1987) Effect ofdietary boron on mineral, estrogen, and testosterone metabolism in postmenopausal women. FASEB J 1(5):394–397
  42. Naghii MR, Samman S (1997) The effect of boron on plasma testosterone and plasma lipids in rats. Nutr Research 17(3):523–531
  43. Green NR, Ferrando AA (1994) Plasma boron and the effects ofboron supplementation in males. Env Health Perspect 102(7):73–77
  44. Sheng MH, Taper LJ, Veit H, Thomas EA, Ritchey SJ, Lau KW (2001) Dietary boron supplementation enhances the effects of estrogen on bone mineral balance in ovariectomized rats. Biol TraceElem Res 81(1):29–45
  45. Samman S, NaghiiMR,Wall PL, Verus AP (1998) The nutritionaland metabolic effects of boron in humans and animals. Biol Trace Elem Res 66(1-3):227–235
  46. Nielsen FH (2014) Update on human health effects of boron. JTrace Elem Med Biol 28(4):383–387
  47. Miljkovic D, Miljkovic N, McCarty MF (2004) Up-regulatoryimpact of boron on vitamin D function–Does it reflect inhibition of 24-hydroxylase? Med Hypotheses 63(6):1054–1056
  48. Sheng MHC, Taper LJ, Veit H, Thomas EA, Ritchey SJ, Lau KHW (2001) Dietary boron supplementation enhanced the action of estrogen, but not that of parathyroidhormone, to improve trabecular bone quality in ovariectomized rats. Biol Trace Elem Res82:109–123
  49. Bakken NA, Hunt CD (2003) Dietary boron decreases peak pancreatic in situ insulin release in chicks and plasma insulin concentrations in rats regardless of vitamin D or magnesium status. J Nutr

133(11):3577–3583

  1. Blech MF, Martin C, Pichon M, Borrelly J, Hartemann P (1990) Clinical and bacteriologic course of wounds as a function of various protocols of local antisepsis. Rev Chir Orthop Reparatrice

Appar Mot 76(1):55–61

  1. Benderdour M, Van Bui T, Hess K, Dicko A, Belleville F, Dousset B (2000) Effects of boron derivatives on extracellular matrix formation. J Trace Elem Med Biol 14(3):168–173
  2. Nzietchueng RM, Dousset B, Franck P, Benderdour M, Nabet P,Hess K (2002) Mechanisms implicated in the effects of boron on wound healing. J Trace Elem Med Biol 16(4):239–244
  3. Benderdour M, Hess K, Dzondo-Gadet M, Nabet P, Belleville F,Dousset B. Boron modulates extracellular matrix and TNFα synthesis in human fibroblasts. Biochem Biophys Res Commun

246(3):746-751

  1. Chebassier N, El Houssein O, Viegas I, Dreno B (2004) In vitro induction of matrix metalloproteinase-2 and matrix metalloproteinase-9 expression in keratinocytes by boron and manganese. Exp Dermatol 13(8):484–490
  2. Chebassier N, Ouijja El H, Viegas I, Dreno B (2004) Stimulatory effect of boron and manganese salts on keratinocyte migration. Acta Derm Venereol 84(3):191–194
  3. Tepedelen BE, Soya E, KorkmazM(2016) Boric acid reduces the formation of DNA double strand breaks and accelerates woundhealing process. Biol Trace Elem Res 174(2):309–318
  4. Demirci S, Doğan A, Karakuş E, Halıcı Z, Topçu A, Demirci E,Sahin F (2015) Boron and poloxamer (F68 and F127) containing hydrogel formulation for burn wound healing. Biol Trace ElemRes 168(1):169–180
  5. Gölge UH, Kaymaz B, Arpaci R, Kömürcü E, Göksel F, Güven M, Güzel Y, Cevizci S (2015) Effects of boric acid on fracture healing: an experimental study. Biol Trace Elem Res 167(2): 264–271
  6. El-Demerdash FM, Nasr HM (2014) Antioxidant effect of selenium on lipid peroxidation, hyperlipidemia and biochemical parameters in rats exposed to diazinon. J Trace Elem Med Biol 28(1):89–93
  7. El-Demerdash FM(2011) Lipid peroxidation, oxidative stress and acetylcholinesterase in rat brain exposed to organophosphate and pyrethroid insecticides. Food Chem Toxicol 49(6):1346–1352
  8. Balabanli B, Balaban T (2015) Investigation into the effects of boron on liver tissue protein carbonyl, MDA, and glutathione levels in endotoxemia. Biol Trace Elem Res 167(2):259–263
  9. Hu Q, Li S, Qiao E, Tang Z, Jin E, Jin G, Gu Y (2014) Effects of boron on structure and antioxidative activities of spleen in rats. Biol Trace Elem Res 158(1):73–80
  10. Cao J, Jiang L, Zhang X, Yao X, Geng C, Xue X, Zhong L (2008) Boric acid inhibits LPS induced TNF-alpha formation through a thiol-dependent mechanism in THP-1 cells. J Trace Elem Med Biol 22(3):189–195
  11. Yazici S, Aksit H, Korkut O, Sunay B, Celik T (2014) Effects of boric acid and 2- aminoethoxydiphenyl borate on necrotizing enterocolitis. J Pediatr Gastroenterol Nutr 58(1):61–67
  12. Zafar H, Ali S (2013) Boron inhibits the proliferating cell nuclear antigen index, molybdenum containing proteins and ameliorates oxidative stress in hepatocellular carcinoma. Arch Biochem

Biophys 529(2):66–74

  1. Turkez H, Geyikoglu F, Tatar A, Keles MS, Kaplan I (2012) The effects of some boron compounds against heavy metal toxicity in human blood. Exp Toxicol Pathol 64(1-2):93–101
  2. Xiao K, Ansari AR, Rehman ZU, Khaliq H, Song H, Tang J, Peng KM (2015) Effect of boric acid supplementation of ostrich wateron the expression of Foxn1 in thymus. Histol Histopathol 30(11):1367–1378
  3. Li SH, Zhu HG,Wang J, JinGM, Gu YF, Liu DY (2009) Effect ofenvironmental estrogen boron onmicrostructure of thymus in rats.J Anhui Sci Technol Uni 6:002
  4. Jin E, Gu Y,Wang J, Jin G, Li S (2014) Effect of supplementation of drinking water with different levels of boron on performanceand immune organ parameters of broilers. Ital J Anim Sci 13(2):

3152

  1. Jin E, Li S, Ren M, Hu Q, Gu Y, Li K (2017) Boron affectsimmune function through modulation of splenic T lymphocytesubsets, cytokine secretion, and lymphocyte proliferation and apoptosis in rats. Biol Trace Elem Res 178(2):261–275
  2. Hunt CD, Idso JP (1999) Dietary boron as a physiological regülatör of the normal inflammatory response: a review and current research progress. J Trace Elem Exp Med 12(3):221–234
  3. Bai Y, Hunt CD, Newman SM (1997) Dietary boron increases serum antibody (IgG and IgM) concentrations in rats immunized with human typhoid vaccine. Proc North Dakota. Acad Sci 51:181
  4. Bourgeois AC, Scott ME, Sabally K, Koski KG (2007) Low dietary boron reduces parasite (Nematoda) survival and alters cytokine profiles but the infection modifies liver minerals in mice. J Nutr 137(9):2080–2086
  5. Armstrong TA, Spears JW(2003) Effect of boron supplementation of pig diets on the production of tumor necrosis factor-α and nterferon-γ. J Anim Sci 81(10):2552–2561
  6. Kelley DS, Taylor PC, Nelson GJ, Mackey BE (1998) Dietary docosahexaenoic acid and immunocompetence in young healthy men. Lipids 33:559–566
  7. Kelley DS, Taylor PC, Nelson GJ, Schmidt PC, Mackey BE, Kyle D (1997) Effects of dietary arachidonic acid on human immune response. Lipids 32:449–456
  8. Nielsen FH, Poellot R, Anke M, Kisters KG (2004) Boron status affects differences in blood immune cell populations in rats fed diets containing fish oil or safflower oil. In: Macro and Trace Elements (Mengen-und Spurenelemente) Workshop 22 pp 959-964
  9. Nielsen FH (2002) Does boron have an essential function similar to an omega-3 fatty acid function. Macro and Trace Element–Mengen-und Spurenelemente. Leipzig, Germany: SCHUBERTVerlag,1238-1250
  10. Travers RL, Rennie GC, Newnham RE (1990) Boron and arthritis:the results of a double-blind pilot study. J Nutr Med 1(2):127–132
  11. Barranco WT, Kim DH, Stella Jr SL, Eckhert CD (2009) Boric acid inhibits stored Ca2+ release in DU-145 prostate cancer cells. Cell Biol Toxicol 25(4):309–320
  12. Barranco WT, Eckhert CD (2006) Cellular changes in boric acidtreated DU-145 prostate cancer cells. Br J Cancer 94(6):884–890
  13. Belenky P, Bogan KL, Brenner C (2007) NAD+ metabolism in health and disease. Trends Biochem Sci 32(1):12–19
  14. Pollak N, Dölle C, Ziegler M (2007) The power to reduce: pyridine nucleotides–small molecules with a multitude of functions. Biochem J 402(2):205–218
  15. Henderson K, Stella Jr SL, Kobylewski S, Eckhert CD (2009) Receptor activated Ca2+ release is inhibited by boric acid in prostate cancer cells. PloS one 4(6):e6009
  16. Henderson KA, Kobylewski SE, Yamada KE, Eckhert CD (2015) Boric acid induces cytoplasmic stress granule formation, eIF2α phosphorylation, and ATF4 in prostate DU-145 cells. Biometals

28(1):133–141

  1. Barranco WT, Hudak PF, Eckhert CD (2007) Evaluation of ecological and in vitro effects of boron on prostate cancer risk (UnitedStates). Cancer Causes Control 18(1):71–77
  2. Kobylewski SE, Henderson KA, Yamada KE, Eckhert CD (2017)

Activation of the EIF2α/ATF4 and ATF6 pathways in DU-145cells by boric acid at the concentration reported in men at the US mean boron intake. Biol Trace Elem Res 176(2):278–293

  1. Gallardo-Williams MT, Chapin RE, King PE, Moser GJ,Goldsworthy TL, Morrison JP, Maronpot RR (2004) Boron supplementationinhibits the growth and local expression of IGF-1 inhuman prostate adenocarcinoma (LNCaP) tumors in nude mice.Toxicol Pathol 32(1):73–78
  2. Saikali Z, Setya H, Singh G, Persad S (2008) Role of IGF-1/IGF-1R in regulation of invasion in DU145 prostate cancer cells.Cancer cell Int 8(1):10
  3. Kawada M, Inoue H, Arakawa M, Ikeda D (2008) Transforminggrowth factor-β1 modulates tumor-stromal cell interactions ofprostate cancer through insulin-like growth factor-I. Anticancer

Res 28(2A):721–730

  1. McAuley EM, Bradke TA, Plopper GE (2011) Phenylboronic acidis a more potent inhibitor than boric acid of key signaling networksinvolved in cancer cell migration. Cell Adhes Migr 5(5):382–386
  2. Mahabir S, Spitz MR, Barrera SL, Dong YQ, Eastham C, FormanMR (2008) Dietary boron and hormone replacement therapy asrisk factors for lung cancer in women. Am J Epidemiol 167(9) 1070–1080
  3. Commission Regulation (EU) (2011) No. 1129/2011 amendingAnnex II to Regulation (EC) No. 1333/2008 of the EuropeanParliament and of the Council by establishing a Union list of food additives. Official Journal of the European Union, 12.11.2011, L295/1
  4. Hunt CD (2010) Boron. In: Encyclopedia of dietary supplements.2nd Ed. New York, London: Informa Healthcare pp 82-90
  5. Dembitsky VM, Al-Quntar AA, Srebnik M (2011) Natural andsynthetic small boron-containing molecules as potential inhibitorsof bacterial and fungal quorum sensing. Chem Rev 111(1):209-237
  6. Scorei R (2013) Regulation of therapeutic potential of boron containingcompounds. In: Kretsinger H, Uversky VN, PermyakovEA (eds) Encyclopedia of Metalloproteins, Ist edn. Springer,Berlin, p 100
  7. Scorei R, Mitrut P, Petrisor I, Scorei ID (2011) A double-blind,placebo-controlled pilot study to evaluate the effect of calciumfructoborate on systemic inflammation and dyslipidemia markersfor middle-aged people with primary osteoarthritis. Biol TraceElem Res 144(1-3):253–263
  8. Reyes-Izquierdo T, Nemzer B, Gonzalez AE, Zhou Q, ArgumedoR, Shu C, Pietrzkowski ZB (2012) Short-term intake of calciumfructoborate improves WOMAC and McGill scores and beneficiallymodulates biomarkers associated with knee osteoarthritis: apilot clinical double-blinded placebo controlled study. J BiomedSci 4(2):111–122
  9. Militaru C, Donoiu I, Craciun A, Scorei ID, Bulearca AM, ScoreiRI (2013) Oral resveratrol and calcium fructoboratelipid profiles, inflammation markers, and quality of life. Nutrition29(1):178–183
  10. Moore JA (1997) An assessment of boric acid and borax using theEHR Evaluative process for assessing human developmental andreproductive toxicity of agents. Reprod Toxicol 11(1):123–160
  11. Bundesinstitut für Risikobewertung (BfR) Health assessment No.005/2006 (2006) Addition of boric acid or borax to food supplements
  12. Riederer A, Caravanos J (2013) Borax–Summary of Health Human Risks Associated with Borax in Artisanal and Small- Scale Gold Mining. Global Alliance on Health and Pollution
  13. Sayin Z, Ucan US, Sakmanoglu A (2016) Antibacterial andantibiofilm effects of boron on different bacteria. Biol TraceElem Res 173(1):241–246
  14. Parpia R (2018) The Puzzling Presence of Borax in Our Vaccines.The Vaccine Reaction
  15. SCCS (Scientific Committee on Consumer Safety) (2010)Opinion on boron compounds. http://ec.europa.eu/health/scientific_committees/consumer_safety/docs/sccs_o_027.pdf
  16. Australian Register of Therapeutic Goods (2007) Australian website advertisements for authorized products cited in the Registry;personal communication from TGA to the NHPD
  17. EFSA (European Food Safety Authority) (2004) Opinion of thescientific panel on dietetic products, nutrition and allergies on arequest from the Commission related to the Tolerable UpperIntake Level of Boron (Sodium Borate and Boric Acid). EFSA J80:1-22
  18. World Health Organization (1998) International Programme onChemical Safety. Environmental Health Criteria. Boron. Geneva,Switzerland, p 204
  19. Trumbo P, Yates AA, Schlicker S, Poos M (2001) Dietary referencentakes: vitamin A, vitamin K, arsenic, boron, chromium,copper, iodine, iron, manganese, molybdenum, nickel, silicon, vanadium,and zinc. J Am Diet Assoc 101(3):294–301
  20. Hunt CD (1994) The biochemical effects of physiologic amountsof dietary boron in animal nutrition models. Environ Health Perspect 102(7):35–43
  21. Skinner JT, McHargue JS (1945) Response of rats to boron supplements when fed rations low in potassium. Am J Physiol–Legacy Content 143(3):385–390
  22. Bharti VK, GuptaM, Lall D (2008) Ameliorative effects of boronon serum profile in buffalo (Bubalus bubalis) fed high flüoride ration. Trop Anim Health Prod 40(2):111–116
  23. Yildirim S, Celikezen FC, Oto G, Sengul E, Bulduk M, TasdemirM, Cinar DA (2017) An investigation of protective effects oflithium borate on blood and histopathological parameters in acute cadmium-induced rats. Biol Trace Elem Res:1–8
  24. BlevinsDG, LukaszewskiKM(1998) Boron in plant structure and function. Annu Rev Plant Biol 49(1):481–500
  25. Kabu M, Uyarlar C, Żarczyńska K, Milewska W, Sobiech P (2015) The role of boron in animal health. J Elem 20(2):535–541
  26. Kabu M, Birdane FM, Civelek T, Uyarlar C (2013) Effects of boron administration on serum Ca,Mg and P for peripartum cows. Arch Tierz 56(73):733–741
  27. Eren M, Uyanik F, Guclu BK, Atasever A (2012) The influence ofdietary boron supplementation on performance, some biochemicalparameters and organs in broilers. Asian J Anim Vet Adv 7(11):1079–1089
  28. Basoglu A, Baspinar N, Tenori L, Vignoli A, Gulersoy E (2017) Effects of boron supplementation on peripartum dairy cows’ health. Biol Trace Elem Res 179(2):218–225
  29. Kabu M, Uyarlar C (2015) The effects of borax on milk yield and selected metabolic parameters in Austrian Simmental (Fleckvieh) cows. Vet Med 60(4):175–180
  30. Keklik E, KeklikM, Bakkaloğlu U, Yürük M, Çoksevim B (2016)The effect of borax on hematological parameters and immunoglobulin values in rats. West Indian Med J 1


Email
Messenger
Phone
WhatsApp
Messenger
WhatsApp
Phone
Email
Add to cart